Nasrettin Hoca Fıkraları

Konu, 'Eskiyen Konular' kısmında Halil Akçay tarafından paylaşıldı.

  1. Halil Akçay
    Offline

    Halil Akçay Banlı Üye

    Kayıt:
    13 Nisan 2007
    Mesajlar:
    1.270
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Şehir:
    Ordu
    Sözün Özü

    Nükte tavzih için, meseleleri iyice açıklamak maksadına matuf olarak yapılır. Sadece muhatapları güldürmek bahanesiyle "Bakın, size bir nükte anlatayım.. bir tane daha.." demek gevezelik ve münasebetsizlik olur. Bazen, mesela, Nasreddin Hocadan bir nükte anlatırsınız. Ama o nükte, temel mantığınızda, fikrinizdeki ve konuşmanızdaki bir boşluğu doldurmak için olmalıdır. Yoksa nükte yapılmaz, fıkra anlatılmaz şeklinde anlaşılmamalıdır.
     
  2. Halil Akçay
    Offline

    Halil Akçay Banlı Üye

    Kayıt:
    13 Nisan 2007
    Mesajlar:
    1.270
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Şehir:
    Ordu
    Hoca


    Yarasaydı, sahibine yarardı
    At nalının insanlara uğur getirdiğine inanan biri, Hoca’ya sormuş:
    - “Hocam, at nalı insana uğur getirirmiş, evin kapısına assak günah olur mu?” Böyle hurafelerin dine aykırı olduğunu her zaman anlatan hoca, bu sefer farklı bir yöntemle cevap vermiş:
    - “Eğer uğur getiriyorsa, asabilirsin. Ama bence getirmez. Çünkü atlarda bir değil, dört nal olmasına rağmen şimdiye kadar bir faydası olduğunu görmedim aksine akşama kadar yediği kamçının, taşıdığı yükün ve koşturulduğu yolun hesabı yoktur.”
     
  3. Halil Akçay
    Offline

    Halil Akçay Banlı Üye

    Kayıt:
    13 Nisan 2007
    Mesajlar:
    1.270
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Şehir:
    Ordu
    Hoca ile Hakim

    Hoca, Sivrihisar'da hatip iken, Hakim ile kavga eder, nasılsa hakim döşeğinde ölümle pençeleşmektedir. Hocaya:
    - "Gel, telkin ver", derler. O da:
    - "Başka bir hoca bulun, o benimle kavgalıdır, sözümü tutmaz!"
     
  4. Halil Akçay
    Offline

    Halil Akçay Banlı Üye

    Kayıt:
    13 Nisan 2007
    Mesajlar:
    1.270
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Şehir:
    Ordu
    Hepsini

    Zengin bir adam Hoca’yla alay etmek için:
    - “Hocam sen bu kitapların hepsini okuyor musun gerçekten?” Der. Hoca:
    - “Senin kaç evin ve koyunun var?” diye sorunca, adam:
    - “O kadar çok ki sayısını ben bile bilmiyorum.” Deyince Hoca cevabı yapıştırır:
    - “Sen o evlerin hepsinde yaşayıp koyunların hepsini de yiyor musun?”
     
  5. Halil Akçay
    Offline

    Halil Akçay Banlı Üye

    Kayıt:
    13 Nisan 2007
    Mesajlar:
    1.270
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Şehir:
    Ordu
    Kime İtimat
    Hoca, altını çize çize "Hiç bir dünyevi işle iştigal etmedim" diyor ya!.. Bunu duyan ve Hoca'nın da on-onbeş horantaya baktığını bilen biri:
    - “Hoca, demiş, sen bu onbeş horantaya neyle nasıl bakıyon Allah aşkına yaaav? Nereden geliyor bu değirmenin suyu?.. Hoca Talak Suresi 2. ayetin sonundan itibaren okuyarak:
    - “Kim Allah'a karşı takva üzere olursa, Allah ona, darlıktan genişliğe, bir çıkış yolu ihsan eder. Bir de ona, ummadığı yerden rızık verir, Kim Allah'a tevekkül ederse, Allah ona yeter...” Diye cevap vermiş, fakat adam tatmin olmamış:
    - “Hoca, amenna, amenna da... Neyinen geçiniyoooon?
    Diye tekrar sormuş,. Hoca bu kez de, Zümer süresi, 36. ayetle cevap vererek;
    - “Allah kuluna kafi değil mi?” Demiş, Adam yine aynı generelikle:
    - “Hoca, amenna, anladık, Allah kuluna kafi de... Sen neyinen geçiniyooon?” Diye üstelemiş. Hoca da dayanamamış ve latife babında:
    - “Şu kadar hanım, bu kadar hamamın var!..” Gibilerden olmayan şeylerini saymaya başlayınca adam:
    - “Hah, demiş şimdi oldu işte canım!..” Deyince, Hoca'nın tepesi atıvermiş:
    - “Allah'a itimat etmiyon, hana hamama itimat ediyon sen! Çabuk, imanını tazele hergele
     
  6. Halil Akçay
    Offline

    Halil Akçay Banlı Üye

    Kayıt:
    13 Nisan 2007
    Mesajlar:
    1.270
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Şehir:
    Ordu
    Kenefte Sakız Çiğnemek

    Hoca'ya birisi gırgır olsun diye:
    - “Hoca, demiş, ben kenefte bile sakız çiğnerim! Bunun kitapta yeri var mı? Hoca, bu zevzek zirzobu bozmamak için:
    - “Bak oğlum, demiş, bunu bir daha yapma!”
    Fakat, zirzop:
    - “Anladık Hoca da... Sen bunun yerini kitap da gördün mü görmedin mi? Diye yılışınca, Hoca:
    - “Hayır oğlum, demiş, ben görmediğim şeyi gördüm diyemem. Ama seni öyle kenefte sakız çiğneyerek çıkarken görenler, oraya ettiğin şeyi yediğini zannederler!
     
  7. Halil Akçay
    Offline

    Halil Akçay Banlı Üye

    Kayıt:
    13 Nisan 2007
    Mesajlar:
    1.270
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Şehir:
    Ordu
    Adam Olmak

    Hocaya bir gün:
    -Adam olmanın yolu nedir? Diye sormuşlar.
    Hoca şu cevabı vermiş:
    -Bilenler söylerken, bilmeyenler can kulağıyla dinlemeli, bilmeyenler söylerken, susturmanın çaresine bakmalı!
     
  8. Halil Akçay
    Offline

    Halil Akçay Banlı Üye

    Kayıt:
    13 Nisan 2007
    Mesajlar:
    1.270
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Şehir:
    Ordu
    Ne Tarafa Döneyim

    Nasreddin Hoca Akşehir sokaklarında yürürken bir genç kendisini durdurur ve sorar:
    - “Hocam,namaz kılarken kıbleye doğru döneriz. Acaba abdest alırken ne tarafa dönmeliyiz?” Hocamız aslında hazır çeşmeye doğru dön diyecek ama Akşehir gençlerinin kendisine zaman zaman oynadığı oyunları hatırlayarak adama:
    - “Ceketin,çorabın,ayakkabın,şapkan kısaca elbiselerin ne tarafta ise o tarafa dön
     
  9. Halil Akçay
    Offline

    Halil Akçay Banlı Üye

    Kayıt:
    13 Nisan 2007
    Mesajlar:
    1.270
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Şehir:
    Ordu
    Müjde

    Yolda bir tanıdığı Hoca’ya:
    -Bir oğlun oldu, müjdemi isterim! demiş. Hoca:
    -Allah’a bin şükür ama, demiş, benim oğlum oldu, bundan sana ne?
    Adam Olmak
    Hoca'ya "Adam olmanın yolu nedir?" diye sormuşlar.
    "Bilenler söylerken cân kulağıyla dinlemeli. Kendi söylediği sözü yine kendi kulağı işitmeli." demiş.
     
  10. Halil Akçay
    Offline

    Halil Akçay Banlı Üye

    Kayıt:
    13 Nisan 2007
    Mesajlar:
    1.270
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Şehir:
    Ordu
    Hatim

    Nasreddin Hoca ve karısı konuşuyorlardı. Karısı:
    - “Benim yüzüme bakarken besmele çekiyorsun.”
    - “Ne olmuş yani?”
    - “İmam efendi, karısının yüzüne bakarak yasin okuyormuş.” Hoca güldü :
    - “Ben o kadını görsem, hatim bile indiririm!..”
     
  11. Halil Akçay
    Offline

    Halil Akçay Banlı Üye

    Kayıt:
    13 Nisan 2007
    Mesajlar:
    1.270
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Şehir:
    Ordu
    Minare Yapımı

    Hoca merhum, Akşehir'de dolaşırken yanına daha önce hiç minare görmemiş bir adam yaklaşır.
    -Bunları nasıl yapıyorlar, diye sorar. Hoca ciddiyeti bozmadan:
    -Bunu anlamayacak ne var? Kuyuların içini dışına çevirirler, olur sana bir minare! demiş
     
  12. Halil Akçay
    Offline

    Halil Akçay Banlı Üye

    Kayıt:
    13 Nisan 2007
    Mesajlar:
    1.270
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Şehir:
    Ordu
    Secdeye kapanırsa

    Bir gün Hoca, yol üstü bir hana inmiş. "Yahu, bu senin tavan da ne kadar gıcırdıyor be, beşik mi mübarek!" diyecek olmuş ama, hancı baba hiç oralı olmamış; sözü şakaya boğarak;
    - "Ağzını hayra aç Hoca, bu gıcırtı beşik gıcırtısı değil; tavan tahtaları Hak'ka tespih çekiyor!" demiş. Hoca da:
    - "Ya bu tavan böyle tespih çeke çeke aşka gelip de secdeye kapanırsa, bizim halimiz nice olacak!"
     
  13. Halil Akçay
    Offline

    Halil Akçay Banlı Üye

    Kayıt:
    13 Nisan 2007
    Mesajlar:
    1.270
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Şehir:
    Ordu
    Çömlek Hesabı

    Hoca Ramazan günlerini hesaplamak için bir çömleğin içine her gün bir taş atmaktadır. Oğlu muziplik olsun diye içine bir avuç daha taş koyar. Bir zaman sonra arkadaşları:
    -"Bugün Ramazan'ın kaçı acaba? diye sorarlar. 65 tane taş sayan Hoca 45'i der. Hiç Ramazan'ın 45 olur mu?" diye itiraz ederler.
    Hoca, biraz şaşkınlık biraz da kızgın bir ifadeyle:
    -"Ben yine insaflı davrandım. Benim çömlek hesabına bakacak olursak; bugün Ramazan'ın 65'i!"
     
  14. Halil Akçay
    Offline

    Halil Akçay Banlı Üye

    Kayıt:
    13 Nisan 2007
    Mesajlar:
    1.270
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Şehir:
    Ordu
    Marifet

    Bir adam, elinde mektup
    -"Hocam, şu mektubu bana bir okusana." Hoca Farsça yazıyı iyi bilmediğinden geri verir. Adam şaşırır, Hocanın okuması yok zanneder:
    -"Ayıp Hoca, ayıp! Benden utanmıyorsan başındaki koca kavuğundan utan!. Hoca kavuğu çıkartır madem ki iş kavuktadır; Haydi giy de şunu, kendin oku bakalım mektubunu
     
  15. Halil Akçay
    Offline

    Halil Akçay Banlı Üye

    Kayıt:
    13 Nisan 2007
    Mesajlar:
    1.270
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Şehir:
    Ordu
    Ne Dediysem O


    Çok bilmiş komşusu Hocayı sınamaya kalkmış.
    - Hoca sen her şeyi bilirsin.
    - Söyle bana Dünyanın merkezi neresidir? Hoca, adamın niyetini hemen anlamış:
    -Tam bulunduğun yerdir, diye yapıştırmış cevabı.
    - "Aman Hoca! Nasıl olur?" demiş adam.Hoca kızar gibi yapmış. Adam! Sordun, söyledik.İnanmazsan alır cetveli ölçersin.
     
  16. Halil Akçay
    Offline

    Halil Akçay Banlı Üye

    Kayıt:
    13 Nisan 2007
    Mesajlar:
    1.270
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Şehir:
    Ordu
    Kibir


    -"Hocam senin evliyalar katında ulu bir kişi olduğun söylenir aslı var mıdır?" Hoca'nın böyle bir iddiası elbette yoktur ama bir kere soruldu ya...
    -"Her halde öyle olmalı." der. Çevresindekiler hemen:
    -"O zaman göster bakalım kerametini derler." Hoca;
    -"Ey ulu çınar çabuk yanıma gel!.." der. Der ama tabii ne gelen ağaç var ne giden. Hoca kendisi ağacın yanına gider. Halk,
    -"Ne oldu Hoca ağacı getiremedin, kendin oraya gittin!" der ve gülerler, Hoca;
    -"Bizde kibir yoktur, dağ yürümezse abdal(kul) yürür" der.
     
  17. Halil Akçay
    Offline

    Halil Akçay Banlı Üye

    Kayıt:
    13 Nisan 2007
    Mesajlar:
    1.270
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Şehir:
    Ordu
    Dünyanın Dengesi

    Hoca'ya bir gün: Sabah olunca insanların kimi o yana ,kimide bu yana gider. Sebebi hikmeti ne ola ki?
    -Hepsi aynı yöne gidecek olsa, dünyanın dengesi bozulurda ondan
     
  18. Halil Akçay
    Offline

    Halil Akçay Banlı Üye

    Kayıt:
    13 Nisan 2007
    Mesajlar:
    1.270
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Şehir:
    Ordu
    Bilenler

    Hoca kürsüye çıkar çıkmaz: "Ey cemaat ne anlatacağımı biliyor musunuz?" der fakat cemaatin ancak küçük bir kısmı bilmiyoruz der. Hoca:
    -"O zaman bilenler bilmeyenlere anlatsın" der ve vaaz etmeden kürsüden hemen iner
     
  19. Halil Akçay
    Offline

    Halil Akçay Banlı Üye

    Kayıt:
    13 Nisan 2007
    Mesajlar:
    1.270
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Şehir:
    Ordu
    Kürsüde

    Hoca bir gün vaaz vermek için kürsüye çıkmış. Fakat olacak bu ya, aklına hiçbir şey gelmemiş. Oturmuş, oturmuş, nihayet
    - “Ey cemaat size söylemek için aklıma bir şey gelmiyor desem ne dersiniz?” Oğlu da kürsünün dibinde oturuyormuş. Hemen ayağa kalkıp
    - “İlâhi baba, hiçbir şey aklına gelmiyorsa, kürsüden aşağı inmek de mi gelmiyor.”
     
  20. Halil Akçay
    Offline

    Halil Akçay Banlı Üye

    Kayıt:
    13 Nisan 2007
    Mesajlar:
    1.270
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Şehir:
    Ordu
    Allah Taksimi Mi? Kul Taksimi Mi?

    Çocuklar, mahallede birbirlerine girmişler. Kavga döğüş, kıyamet!... Ele geçirdikleri bir kucak cevizi bir türlü doğru dürüst bölüştüremiyorlarmış. Kavganın kızıştığı bir sırada Hoca da oradan geçiyormuş. Çocuklar koşarak ona başvurmuşlar:
    - Hoca Efendi, ne olur, şunları bize güzelce bölüştürüver!
    Çocuklar bir kenara çekilmişler. Hoca geçmiş cevizlerin başına:
    - Çocuklar demiş, Allah taksimi mi istersiniz, yoksa kul taksimi mi?
    Çocukların hepsi birden:
    - Allah taksimi, Allah taksimi!
    Diye bağırmışlar. Bunun üzerine Hoca bir avuç ceviz alıp bir çocuğa vermiş. Arkasından iki cevizi bir başkasına, birkaç avucu ötekine, beş altı taneyi berikine... Bazı çocuklara da hiç vermemiş. Çocuklar Hoca’ya itiraza başlamışlar.
    - Bu nasıl taksim Hoca Efendi, haksızlık ettin!
    Demişler. Hoca da:
    - Çocuklar demiş, siz benden Allah taksimi istemediniz mi?... Allah taksimi böyledir. O, dilediğine az, dilediğine çok verir, hiç vermediği de olur, herkes kısmetine boyun eğer!...
     

Sayfayı Paylaş